Elleriyle Hem Gülüşünüzü Hem Ruhunuzu Güzelleştiriyor

Bu haber 2140 kere okunmuş.10 Haziran 2018, Pazar - 19:45

On parmağında on marifet var denilen insanlar vardır, Gülçin Bilecen de bu insanlardan birisi. Mesleğini icra ettiğini parmaklarıyla biryandan da insan ruhunu okşayan sanatsal güzellikler üretiyor. yaklaşık 37 yıldır diş hekimliği mesleğini yapan Gülçin Bilecen mesleğinden daha eskiye dayanan sanatsal çalışmaları var.  Meslek aşkı ve sanat aşkıyla iç içe geçmiş eğlenceli bir ömre bir eş ve çocuklarla mutlu bir yuvayı da ekleyen Gülçin Bilecen bir koltuğa sığdırdığı karpuzları anlattı bize.

Sanatla tanışmanız ne zaman oldu? 

Esasında hep vardı bir şeyle üretme içimdeki coşkuyu duyguyu dışa yansıtmak bunları paylaşmak. Ama öğrencilik yıllarımda ciddi anlamda hat sanatıyla ilgilenmeye başladım. Miladımı bu sayabiliriz herhalde. İstanbul’da yaşayıp o şehrin dokusunda insanın ruhunun şekillenmemesi mümkün değil gibi geliyor bana. Marmara Üniversitesinde bir yandan Diş Hekimliği okurken bir yandan da hat sanatıyla ilgili dersler aldım. Ordünaryüs Prof. Süheyl Ünver’den daha öğrencilik yıllarımda hat sanatıyla ilgili dersler almıştım. Sanat benim için hep var idi. Ama hat sanatıyla ilgili aldığım eğitimi ve bu sanatı daha sonra sürdüremedim. Ama hobi olarak hep bir şeylerle uğraştım. Vitray yaptım,kanaviçe işledim, elişi denildiğinde aklınıza ne geliyorsa hepsini yaptım ve yapmaktan zevk aldım. Minik tezgahlarda halılar kilimler dokudum. Üretmeyi, ruhumdaki heyecanı hüznü coşkuyu endişeyi bir şeylere yansıtmayı hep sevdim. 

Şimdi bakıyorum muayeneniz çeşitli tablolarla dolu, resme geçiş nasıl oldu?

Sonra sanat hep yanımdaydı. Okul bitti mesleğe başladım evlendim çocuklarım oldu. İşimi çok seviyorum. İnsanların sağlığına dokunmayı, oların gülüşünde katkım olduğunu bilmek mutlu ediyor beni. 1981 yılından beri diş hekimiyim. Mesleğimden aldığım mutlulukla birlikte sanat hep yanı başımda idi. Resim yaptım boyadım çizdim ruhum kağıtlara tuvallere döktüm.  2007 yılında diğer uğraşılarımı bırakıp sadece resim yapmaya başladım. 2007 yılında resme hızlı bir geçiş yaptım diyebilirim. Seri bir şekilde balıklama mı derler aynen öyle kendimi kağıtların tuvallerin boyaların içinde buldum. Ruhum coşmuştu. Bulduğum her fırsatta resim yapıyordum. İçimden geldiği gibi çini mürekkebi ile ana hatlarını çizip boyadım resimleri. Bazıları siyah beyaz kaldı. Bazıları renk cümbüşü oldu.

Peki bunları insanlarla paylaştınız mı?

İrili ufaklı karma sergilerde resimlerimi sergileme fırsatı buldum .ama hayatımda unutamadığım birkaç nokta vardır resimle ilgili birisi Fikret Otyam ile hayatlarımızın kesişmesi ve bana sunduğu desteği bir de resimlerimin sanat dünyasında oldukça prestijli bir galeri olan İngiltere’deki  Walton Fine Arts’da resimlerimin sergilenmesi. İngiltere de 5 tane tablom orada sergilendi. Ve tabii ki kişisel sergim Otyam Hocamın da olduğu sergiyi Fikret Otyam Sanat Galerisinde yaptık. Tablolarımda insanların kendilerinden bir şeyler bulması beni mutlu ediyor.

Fikret Otyam’la hayatınızın kesiştiğinden bahsettiniz biraz açarmısınız?

Benim resimlerimi sergilere falan gönderiyordum ama işin açıkcası birileri Fikret Otyam gibi birisinin resimlerimi beğeneceği taktir edeceği hiç aklıma gelmemişti. Sanatsal olarak hayatıma dokundu Otyam Hocam, beni cesaretlendirdi, yol gösterdi. Onun sayesinde resimlerimi büyük tuvallere taşıdım. Gönlümün coşkusu büyüdü onun yol göstermesi desteği beni kişisel sergime kadar getirdi. Tek başınıza hele hele Otyam Hoca gibi bir üstadın oluruyla desteğiyle kişisel bir sergi açabilmek büyük bir haz mutluluk. 
2011 yılı  bu sebepten benim için ayrı bir öneme sahip. Büyük üstat Fikret Otyam’la tanıştığım ve yaptıklarımı kendisine gösterme, fikrini alma şansını yakaladığım, onun açtığı yolda yürüyebildiğim için. O güne kadar küçük boyutlarda çalışmıştım tablolarımı. Ama Otyam hoca ile tanıştıktan sonra onun yönlendirmeleriyle büyük boyutlu akrilik tuvallerde çalıştım. Çeşitli karma sergilerde resimlerimi sergiledim. Ama Otyam Hocamın desteği ve teşviği ile açtığım kişisel sergim hayatımdaki keyifli ve muhteşem olarak hatırlayacağım anlardan birisi. Kendisini evimde ağırladım. Bir resmimi hediye etme şansı buldum. Resim alanında bana verdiği desteği hiçbir zaman unutamayacağım. Saygıyla anıyorum kendisini. 

Resimle iç içe bir hayat peki diğer meraklarınızdan da bahsedelim mi ?

Resim hala devam ediyor. Tablolarımı yapıyorum. Ama artık üç boyutlu çalışmalar yapmaya başladım(şen bir kahkaha atıyor Gülçin hanım oldukça renkli bir kişiliği var. Bu kişiliğe her şey yakışıyor). Resmide Otyam hocanın olurunu aldım ya. Bende porselen maskeler küçük küçük büstler yapmaya üretmeye onları boyamaya başladım. bu noktada çok fazla profesyonel eğitim almadım daha. Ama bu işle uğraşan eğitimini veren birkaç kişi ile görüştüm yaptıklarımı gösterdim. Doğru yolda olduğumu söylediler. Kalıplara döküyorum, fırınlatıyorum seramiklerimi ve sonra onları nakış işler gibi ince ince işliyorum. Ufak detaylar çok hoşuma gidiyor. Ama daha bir sergiye katılacak kadar ne kendime güveniyorum ne de o kadar esere sahibim. Zaten yaptıklarımı eşe dosta hediye ediyorum. Kişisel sergimi eş dost evlerinde açacağım bu gidişe. 

Hat sanatı, el emeği göz nuru üretimler, resimler, tablolar, seramik sanatı. Sürekli şaşırtıyorsunuz. Bir de sahne ışıkları varmış hayatınızda bundan da bahseder misiniz?

Yok o abartmayalım onu. Daha bir star olamadım (!) benim ki latife. Eş dost toplantılarında söylenen şarkılar. Tv program yapımcısı, bestekar ve kanun sanatçısı olan Serpil Ertuğ 15. sanat yıldönümünün de halka bir ücretsiz konser vermişti. Orada misafir sanatçı oldum. Yine işte ufak tefek şarkılar söylüyorum. Ama kaset çalışmalarım yok.şarkı söylemeyi seviyorum. Ama dediğim gibi bunu öyle profesyonel olarak yapmadım. Konserlerde minik şarkılar söylüyorum. O kadar. Ama şarkılar insanın ruhunu rahatlatıyor. Sahne tozu ise apayrı bir güzellik. İsteyen herkese nasip olsun isterim.

Bu kadar enerji nereden buluyorsunuz?

Ben hayatı seviyorum, üretmeyi seviyorum, eşimi seviyorum. Çocuklarımı seviyorum. Tablolarımı seviyorum. Bunları böyle saatlerce sıralayabilirim. Bu sevgi bana enerji veriyor. Sabah erkenden geliyorum. Hastalarımla ilgileniyorum bütün gün onlarla haşır neşirim. Ama oların gülümsemesini sağlamak hayatlarına kaliteli devam etmelerine katkı koymak bana enerji veriyor. Resim müzik ve diğerleri bunları yapmak bana enerji veriyor. Kısacası hayatın kendisi bana enerji veriyor. Herkesin hayatında bu enerjiyi yakalaması diliyorum.  

Kendi ağzından Gülçin Bilecen kimdir?

Ankara’da doğdum. Öğrenim ve eğitim hayatıma ilk okuldan sonra İstanbul’da devam ettim. 1981 yılında Marmara Üniversitesi Diş Hakimliği Fakültesinden mezun oldum. Üniversite eğitimim sırasında Prof. Dr. Sühely Ünver hocamızdan tezhin ve bezeme dersleri aldım.Mezun olduktan sonra meslek hayatıma Antalya’da başladım. Halen kendi kliniğimde çalışmaya devam ediyorum. Eşim, iki çocuğum ve hayatıma renk ve neşe veren sanat faaliyetlerimle mutluyum. 

Fikret Otyam’ın resimlerini beğenmesi ve verdiği destekle ilk kişisel sergisini Fikret Otyam Kültür Sanat Galerisinde açan Gülçin Bilecen, Otyam ustanın hayatındaki yeri için her zaman minnettar.

Röportaj: Vidan Çalcı Kara

Etiketler: Antalya   diş   hekim   Gülçin   Bilecen  

Yorumlar

AnketTümü
WEB SİTEMİZİ NASIL BULDUNUZ ?
 
haber yazılımı: buki